Ülkeme ve tüm kuzey yarım küreye bahar geldi bugün.

Bahar 21 Mart’ta kuzey yarım küreye verdiği randevuyu unutmayarak tüm güzellikleriyle geldi…

Söz verdiği gibi bahar; toprak canlanmaya, ağaçlar çiçek açmaya, börtü böcek yuvalarından çıkıp kış aylarının yorgunluğunu ve miskinliğini atmaya başladı. Güneşe hasret tohumlar, filizlenip neşe içerisinde güneşe kavuşuyorlar.

Ülkem tam bir festival alanına benzemeye başladı. Bir tarafta çiçekler, böcekler, meyve ağaçları; yuvalarından kış uykularından uyanan yaban hayvanları diğer tarafta uzun bir yolculuktan sonra evlerine dönen leylekler, kırlangıçlar, sıvacı kuşları, sığırcıklar, telli turnalar, çullukgiller, toygiller gibi 465’ten fazla göçmen kuşu ve onların heyecanları, sevinç çığlıkları…

Gelen misafirlerin ağırlanması için Anadolu’nun geleneksel muhteşem misafirperverliği ile hoş geldiniz karşılaması. Bu şölen 21 Mart tarihinden önce başladı aslında. Karların içerisinde güneş ışıklarının ilk kendini göstermesiyle birlikte ortaya çıkan Anadolu’nun asi ve dik kafalı kızı kardelen müjdeyi verdi bile bahar geliyor diye. Ve ardından çeşit çeşit renklerle çiğdemler, narin güzelliği ve insanı mest eden kokusuyla onu takip etti.

Bahar mevsimi uyanıştır, diriliştir, uyuşukluktan, tembellikten kurtulma, canlanma, hareketliliktir. Hafiflemek, yüklerden kurtulmaktır, kabuğundan çıkmak, filizlenmektir. Güneşin göz alıcı ışıklarıyla birlikte canlandığının, yaşadığının kanıtıdır.

İnsanların içlerini kıpır kıpır canlandıran, kendilerini dört duvar arasından çıkaran renkler, sesler, kokular ve heyecanlar… Baharın en güzel tarafı yaşam sevinci vermesidir insanlara ve tüm canlılara.

Ah İstanbul…

Her mevsimin olduğu gibi bahar mevsimin de eşsiz…

Devasa şehrin binaları arasında her gün biraz daha azalarak yok olmaya yüz tutan doğal yaşam alanlarında yeşeren ağaçlar, çiçekler, kuşlar ve martılar…

Erik, kayısı, şeftali, badem ağaçları çiçek açarak başlatırlar İstanbul’un bahar festivalini. Ardından yabani menekşeler, hercailer, sümbüller, laleler, baharı ve şehrin güzelliklerini ben hala nefes alıyorum dercesine haber verirler. Ardından mor salkımlar, leylaklar, renk renk erguvanlar boğazı süslemeye başlar. Japon kirazlarıyla, ıhlamurların enfes kokularıyla İstanbul, baharı farklı karşılar Bizans’tan günümüze kadar…