İnsanoğlu birçok yönden birbirinden farklılaşırken, birçok yönden de birbirine olağanüstü benzer davranışlar gösterir. Her insan başarılı, mutlu, paralı ve huzurlu bir yaşam sürmek ister. Bazı insanlar bunu başarırken birçoğu ne yazık ki bunu beceremez.

Başarılı insanlar kendilerini çocukluk yıllarından itibaren göstermektedir. Öğrencilerin ilkokuldaki ders çalışma davranışları bize gelecekleri hakkında ipucu vermektedir. Ancak ilkokul yıllarında aileler düzensiz ve disiplinsiz davranışları görmezden gelme eğilimindedirler. Bu davranışları öğrencilerin çocukluğuna verirler, olur biter işler. Lise ve üniversite sınavları gündeme geldiğinde ise sıkıntılar ortaya çıkmakta ve aileler ile öğrenciler arasında ders çalışma alışkanlığı yüzünden çatışmalar yaşanmaya başlamaktadır.

Metropol şehirlerde okul ve ev arasında sıkışan çocukların gelişiminde en önemli ayrıntılar atlanmaktadır. Bir karıncanın veya bir arının yapabildikleri göz önüne alındığında, insan yavrusunun yetersizliklerinin tamamen ailelerin çocuk yetiştirme tutumlarına ve eğitim sistemi nedeniyle çocuğun yeterlilik alanlarının doğru tespit edilerek doğru biçimde kanalize edilmemesine bağlı olduğu açıktır. Yaşadığımız toplumda aileler var olmaya çalışırken, en önemli görevleri olan çocuk yetiştirme işlevlerini yerine getirmemektedirler. Bir çocuk yetiştirmek bu dünyada yapılabilecek en zor görevlerden biridir. Her ailenin kendine göre bir düzeni vardır ancak ruhsal olarak yaşadığı hayattan doyum sağlayamayan her birey, görüldüğü üzere ne kendisine ne de çevresine fayda sağlayamamaktır.

Düzenli ders çalışma alışkanlığından alıkoyan duygu, düşünce ve davranış kalıplarının; tembellik, düzensizlik, iç ve dış disiplinsizlik gibi görünen davranışların ardında yatan gerçekleri görmek için çocuğun gelişimine ve geçirdiği hayat sürecine bakmamız gerekmektedir. Nedenlerini anlamadan sorunları çözemeyiz.

Ders çalışmak bir iştir ve belli prensipleri vardır. Çocuklara öncelikle, öğrenmenin ve başarının hazzı kazandırılmalıdır. Sen yapamazsın, çalışmıyorsun gibi olumsuz eleştirilerden daima uzak durulmalıdır. Çocuk hangi konu veya işte başarılı ise o konuda desteklenmelidir. Doğru ve yerinde geri dönüşlerle kendilerine güvenleri arttırılmalıdır. İnanç başarıda en önemli unsurlardan biridir. Yapabileceğine inanan kişi, emek verir ve çalışır.

Uyku ve beslenme gibi temel ihtiyaçlar zamanında giderilmelidir. Aileler öğrencinin okul hayatını dikkate alarak aile hayatlarını planlamalıdır. Anne ve babalar yaptıkları her davranış ile örnek olmalıdırlar. Sevgi, saygı ve güven gibi temel duyular zedelenmemelidir. Boşanmış ve geçimsiz ailelerde bu duyguların birçoğunda hasarlar oluşmaktadır.

Bireyin yaşamının her döneminde olan ve sürekli giderilmesi gereken ihtiyaçları vardır. İhtiyaçların tamamlanması durumunda başarı zaten kendiliğinden gelir.

Fizyolojik ihtiyaçlar en temel olan su, yemek, ısınma, uyku gibi bedenin varlığını sürdürebilmek için gerekli olan ihtiyaçlardır.

Güvenlik İhtiyacı, bizi fiziksel ya da psikolojik zararlardan koruyan barınma, kendini tehlikelerden koruma, kaygıdan uzak durarak kendini güvende hissetme duygusudur.

Ait olma, sevme/sevilme İhtiyacı ise bir gruba ait olma hissi, sosyal statü kazanma, insanlar tarafından kabul edilme, benimsenme, sevme, sevilme gibi sosyal ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar karşılanmazsa bireyde yalnızlık, umutsuzluk, yabancılaşma, bunalıma girme gibi duygular ortaya çıkabilir.

Saygı/saygınlık ihtiyacı, takdir edilme, tanınma, statü ve başarı kazanma, saygı görme gibi ihtiyaçlardan oluşmaktadır. Bir yazarın eserleriyle kalıcı olmak istemesi ve devamlı hatırlanmak istenmesi saygınlık ihtiyacına yöneliktir. Bu ihtiyacın giderilmemesi durumunda aşağılık, zayıflık, çaresizlik, değersizlik gibi kompleksler ortaya çıkabilir.

Üst düzey ihtiyaçlar ise bireyin var olan potansiyellerini en son noktasına kadar kullanarak kendini gerçekleştirmeye kadar giden süreçlerden oluşur. Bilme/anlama İhtiyacı gibi kendi içinde olsun, toplumda olsun, çevrede olsun, olup biten olayları daha iyi bilme ve anlama, merak, keşfetme ve bilgiye ulaşma duygularını kapsar.

Görüldüğü gibi başarı denen olay, bilme ve anlama ihtiyacının sonucunda ortaya çıkar. Yani birçok ihtiyacın karşılanması sonucu başarı ancak olabilecek bir sonuçtur. Bu sonuncu hazırlayanda çocuğun içinde büyüdüğü ailedir. Aileler başarılı bireyler yetiştirmek istiyorlarsa dönüp kendilerine bakıp öz eleştiri yapmalı ve öncelikle kendi içlerindeki sorunları çözmelidirler.

 


İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Sınava Hazırlık Dönemi

Verimli Ders Çalışma