Yolculuk öncesi kafamda bir sürü soru işareti… Acaba beni nasıl bir dünya bekliyor? Bambaşka bir ülke, bambaşka bir kültür…  “acaba”larla dolu bir zihinle Almanya’ya geldim. Havalimanı dışına çıktığımda birazcık afalladım doğrusu. Açıkçası daha önce hiç yurt dışı deneyimim olmadığı için biraz şaşkınlıkla karışık bir ruh hali içindeydim. Bir şekilde eve yerleştikten sonra insanlarla muhatap olmaya başlayınca, o “yapamama, anlaşılmama” kaygım yavaştan yitmeye başladı. Markette, restoranda, bankada, okulda vb. yerlerde derdimi bir şekilde de olsa anlatabiliyor olmak gerçekten özgüvenimi yerine getirmişti diyebilirim.

Tabii başka bir ülkeye yerleşmek öyle kolay olmuyor. Ben önceden kalacak yeri ayarlamama rağmen ilk üç gün dışarda kalma ihtimaliyle burun buruna geldim. Kalacağım yerle ilgilenen ofis Cuma günleri kapalıymış. Neyse ki içeride birileri vardı, son anda ellerimde bavullarla sokak ortasında soğukla baş başa kalmaktan kurtuldum. Önceden imzaladığım kira sözleşmesini bir de burada imzalayıp depozito ve ilk ayın kirasını bayıldıktan sonra eve girdim. Fakat evde yastık yorgan falan yok. Yine ilgili bölümle konuştuktan sonra öğrencilere, yeni gelenler için hazırladıkları başlangıç paketini el mahkum almak durumunda kaldım. İlk günüm odaya yerleşmekle falan geçti.



İkinci günden itibaren şehri keşfetmeye başladım. Mesela Tübingen’de cumartesileri otobüsler ücretsiz. Bu sayede o günü bayağı bir şehrin altını üstüne getirdik diyebiliriz kardeşimle birlikte. Pazar günü ne yazık ki her yer kapalıydı, pek fazla bir şey yapma imkanı olmuyor doğrusu, Türk restoranları ve birkaç istisnai yer haricinde açık mekan yok.

Şimdi Almanya’da Erasmus yapacaklara ilişkin birtakım gerekli öneriler de bulunmam gerekirse;

  • Kalacağınız yeri gelmeden ayarlamış olun, yoksa dışarda kalma olasılığınız yüksek.
  • Yurdun veya lojmanın ilgili bölümünden size bir belge verilecek ve bununla Bürgeramt’a (Vatandaşlık Bürosu) gidip adres bildirimi (Anmeldung) yapmak zorundasınız.
  • Telefon hattı almak için ben bayağı bir sıkıntı çektim. Burada -bir zamanlar Türkiye’de de olan- bir elektronik mağazası olan Saturn’de ön ödemeli hat almaya çalıştım fakat oradaki çalışan tutturdu gitti bir oturum kartı gerekli falan diye. Benim vizem 6 aylık olduğu için de oturum kartı vermiyorlar. Normalde alabilmem gerekiyor hattı, adamın bilgisizliğinden midir bilemem bir türlü alamadım telefon hattı. Birkaç günün sonunda caddede bir operatörden hat alma fırsatım oldu. Tübingen gibi küçük bir şehirdeyseniz telefon hattı satan yer bulmak pek kolay olmuyor. Böyle olaylara hazırlıklı olun derim.
  • Burada konakladığım Wohnheim benden kirayı banka aracılığıyla ödememi istiyordu, o yüzden bir banka hesabı açtırmanız şart oluyor. Banka konusunda tavsiyem öğrencilerden ücret almayan Deutsche Bank, Volksbank gibi bankalardan açtırmanızdır. Lakin bu bankalar vergi numarası olmadan hesap açmıyorlar. Vergi numaranız adres bildiriminden sonra birkaç iş günü içinde posta kutunuza geliyor, bu sebeple biraz beklemeniz gerekebiliyor. Şayet aceleniz varsa bulunduğunuz şehirde Sparkasse’den hesabınızı açabilirsiniz, lakin aylık 2 avro gibi bir ücret kesiyor hesabınızdan öğrenci hesabı için – en azından Tübingen’de öyle-. Bilginiz olsun.
  • Okul kaydı en kolay işlemlerden biri; adres bildirim belgesi(Anmeldung), fotoğraf ve kabul belgemle gidip kaydım yapıldı. Gerekli ekstra dokümanlar posta adresime geldi birkaç gün sonra. Burada anımsatmam gereken bir husus var, o da Erasmus öğrencisi olsanız dahi okul için bir ücret ödemeniz gerekiyor okulun imkanlarından faydalandığınız için.
  • Dönemlik toplu taşıma kartı almak için okuldan posta kutunuza kart alabileceğinize dair bir belge gelecek. Bu kart bazı yerlerde tüm eyalette, bazı yerlerde ise sadece eyaletin belirli bir kısmında geçerli oluyor. Gideceğiniz eyalete göre değişiyor.
  • Türkiye’den şayet AT 11 belgesi alamadıysanız burada bir sağlık kasasından (Gesundheitskasse) sigorta yaptırmanız gerekiyor. Bulunduğunuz bölgedeki ilgili sağlık kasasına sizi yönlendiriyor zaten okul. Öğrenciler için 2018 yılı itibariyle ödenmesi gereken aylık prim 91 avro – kronik hastalığınız, engeliniz burada ödeyeceğiniz primi etkilemiyor. Eğer burada sigorta yaptırmak istemiyorsanız Türkiye’de de limitsiz kapsamlı bir sağlık sigortası yaptırabilirsiniz. Ama tabii okulunuzla bu konuyu görüşmeniz sizin için daha faydalı olacaktır.

Son olarak kendi durumumla ilgili birkaç bir şey söylemek istiyorum. Buradaki toplumda engelli bir birey olarak kötü bir muameleye denk gelmedim henüz. Gittiğim her yerde bana yardımcı oldular. Sokakta adres sormam gerektiğinde gayet olağan biçimde adres tarif ediyor insanlar. Ben bunu biraz Alman toplumundaki bakıma muhtaç ve yaşlı nüfusun yüksek olmasına bağlıyorum. Dolayısıyla bu durumu gayet kabul etmişler gibi geliyor. Eğer engelli olduğunuz için Erasmus yapmaktan çekiniyorsanız Almanya bence sizin için ideal ülke olabilir. Buraya gelmeden önceki kaygılarımın çoğu boşa çıktı diyebilirim. Hiçbir şey gözünüzü korkutmasın. İnsan isteyince her şeyi başarabilir. Umarım bu yazı Erasmus’la ilgilenen engelli-engelsiz her birey için yararlı bir rehber olur.


İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Engelli Olmak ve Erasmus

Hakan Gölgeci

Hakan Gölgeci

1994 yılının Ağustos’unda sıcak bir yaz gününde dünyaya geldim. Fakat bir sorun vardı, ben normal olmayan -engelli- bir birey olarak dünyaya gelmiştim. Bu durum önüme birçok “yapay” engel çıkarsa da ailemin -özellikle annemin- sınır tanımaz desteğiyle bütün bu sorunların üstesinden geldim. İlköğretimi Havuzbaşı İlköğretim Okulu’nda okul üçüncüsü olarak tamamladığımda aslında bana engel olmaya çalışan insanlara acıdıkları, kücümsedikleri insanların neler yapabileceğini kanıtladım. İlk SBS’zedelerden biri olarak girdiğim sınavlardan iyi bir puan alarak Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin kazandım. Ve burada yaşamımın en keyifli, mutluluk verici, içten zamanlarını geçirdim; hayatımın en önemli tecrübelerini ve birikimlerini bu okulda öğrendim.2015 yılında buruk bir sevinçle okuldan mezun oldum. Şu an Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim görmekteyim. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim Fakültesi’nde Sosyoloji bölümünde kendimi başka alanlarda da geliştirmek ve yetiştirmek için öğrenimimi
sürdürüyorum. Okul yaşamım dışında müzik, edebiyat, ekonomi gibi alanlarla da ilgiliyim. Bu da benim renkli kişiliğimin yansıması olsa gerek... Çaylak bir yazar adayı olarak ben de bu blogda yazılarımı siz değerli okurlarla paylaşacağım.
Hakan Gölgeci

Latest posts by Hakan Gölgeci (see all)