Bugünlerde yaşanan ekonomik sıkıntıyla birlikte haber kanallarında, bültenlerde, gazetelerde sıkça geçen iktisat kavramlarından bazılarını olabildiğince basit bir biçimde açıklamaya çalışacağım. Bu kavramlarla ilgili araştırma yaparken birçok ekonomistin görüşlerinden, yazılarından, videolarından vs. yararlandığımdan yazının başında ifade etmiş bulunayım.

İşte o kavramlardan bazıları:

Enflasyon: En yalın biçimde “fiyatların genel düzeyindeki sürekli artış”ı ifade etmektedir. Burada önemli bir noktaya değinmek gerekiyor. Herhangi bir ürünün fiyatındaki artış, enflasyon olarak kabul edilmez. Enflasyondan bahsedebilmemiz için birden fazla üründen oluşan sepetin fiyatındaki artış olması gerekmektedir.

Örneğin bir sepetteki ürünlerin yarısının fiyatı %20 artıp diğer yarısının da aynı oranda azalmışsa ve sonuç olarak bu sepete ödediğimiz para değişmemişse ortada enflasyondan söz edemeyiz; yalnızca bazı ürünlerde fiyat artışı veya düşüşü gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Belirli bir oranın üstündeki enflasyonun – ki bu oran genelde gelişmiş ülkelerde %2, gelişmekte olan ülkelerde ise %5 olarak kabul edilir – sağlıklı bir ekonomi için çok olumsuz sonuçları olduğu tüm iktisatçılar tarafından kabul görmektedir.  Çünkü enflasyon, ülkede yaşayanların tüketim davranışlarında bozulma yaratır; sabit gelirli kitlelerin, özellikle de düşük gelirlilerin, alım güçlerini azaltır.

Deflasyon: Tanım olarak enflasyonun tersi durumu olarak ifade edilir. Başka bir deyişle bir ülkedeki fiyatlar genel olarak bir düşüş eğilimindeyse orada deflasyondan söz edilebilir. Kulağa ilk bakışta iyi bir durum gibi gelse de gerçekte bir ekonomi için enflasyondan bile tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Örneğin bir ülkede deflasyon yaşanıyorsa insanlar “nasıl olsa fiyatlar değişmeyecek veya düşecek” düşüncesiyle paralarını harcamama ve tasarruf eğilimine girer. Bunun sonucunda ülkede ekonomik durgunluk ve buna muteakip işsizliğin artmaya başlar. Bu şekilde bir kısır döngüye girilmiş bulunulur. Günümüzde bu duruma en iyi örnek: Japonya, 1980’lerden beri ekonomik durgunluk içinde ve ufukta hâlâ durgunluktan çıkış emaresi görünmüyor.

Faiz: Ekonomi biliminde faiz kısaca “paranın kirası” olarak görülür. Tasarruf sahibi açısından faiz, parasını belirli bir süre için kullanma hakkında feragat edip karşılığında önceden veya piyasa koşullarına göre belirlenen bir meblağ/oranda elde ettiği getiriyi ifade eder. Finansmana gereksinim duyan kişi/şirket içinse belirli bir süre için kullanma hakkı elde ettiği para için ödediği bedel olarak düşünülebilir.

Faizi belirleyen en önemli etkenlerin başında enflasyon gelir. Çünkü tasarruf sahibi parasını kullanma hakkından feragat ettiği süre boyunca parasının değerini korumasını hatta bir miktar da kullanma bedeli ister. Bunun sonucunda tasarruf sahibinin talep ettiği faiz de yükselir. Faizlerin yükselmesi sonucunda finansmana gereksinim duyan kişi/şirketler, yükselen finansman maliyetlerinden dolayı yapacakları harcama ve yatırımlarını erteleme eğilimine girerler. Bunun genele yayılması sonucunda ekonomik faaliyetler yavaşlar, buna bağlı olarak ekonomide durgunluk veya daralma gerçekleşir.

Kur: Başka bir deyişle döviz kuru bir ülke para biriminin diğer ülke para birimlerine göre değerini belirleyen orana veya katsayıya verilen addır. Örneğin avro/lira kuru 6.20 ise bu demektir ki bir avro, 6 lira 20 kuruşa tekabül etmektedir.

Finansal okuryazarlık için bu kavramlar çok önemlidir. Sonraki yazılarda başka kavramlar hakkında da elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalışacağım.

Hakan Gölgeci

1994 yılının Ağustos’unda sıcak bir yaz gününde dünyaya geldim. Fakat bir sorun vardı, ben normal olmayan -engelli- bir birey olarak dünyaya gelmiştim. Bu durum önüme birçok “yapay” engel çıkarsa da ailemin -özellikle annemin- sınır tanımaz desteğiyle bütün bu sorunların üstesinden geldim. İlköğretimi Havuzbaşı İlköğretim Okulu’nda okul üçüncüsü olarak tamamladığımda aslında bana engel olmaya çalışan insanlara acıdıkları, kücümsedikleri insanların neler yapabileceğini kanıtladım. İlk SBS’zedelerden biri olarak girdiğim sınavlardan iyi bir puan alarak Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin kazandım. Ve burada yaşamımın en keyifli, mutluluk verici, içten zamanlarını geçirdim; hayatımın en önemli tecrübelerini ve birikimlerini bu okulda öğrendim.2015 yılında buruk bir sevinçle okuldan mezun oldum. Şu an Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim görmekteyim. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim Fakültesi’nde Sosyoloji bölümünde kendimi başka alanlarda da geliştirmek ve yetiştirmek için öğrenimimi
sürdürüyorum. Okul yaşamım dışında müzik, edebiyat, ekonomi gibi alanlarla da ilgiliyim. Bu da benim renkli kişiliğimin yansıması olsa gerek... Çaylak bir yazar adayı olarak ben de bu blogda yazılarımı siz değerli okurlarla paylaşacağım.
Hakan Gölgeci

Latest posts by Hakan Gölgeci (see all)