Türkiye’de ve dünyada teknolojinin hızla gelişmesiyle hayatımıza daha çok giren internetin şüphesiz en ilgi duyulan olanağı sosyal medya. Bu mecra; genç, yaşlı her kesimin ciddi bir ilgi duyduğu, önemli zaman harcayıp dünya ile iletişim kurduğu, normal şartlarda ulaşamayacağı kimselere kolaylıkla ulaşabildiği, aynı zamanda kendi dijital portföyünü oluşturarak kendisini ifade edebildiği bir sosyalleşme ve iletişim aracına dönüşmüş durumda. Son zamanlarda giderek artan bu trend, şimdilerde özellikle gençler arasında kendini Youtube adlı video sitesinde gösteriyor.


Bir iki yıldır Youtube adlı mecrayı ve gösterdiği gelişimi biraz uzaktan da olsa takip ediyorum. Hiç şüphe yok ki 3-5 sene öncesine kadar Türkiye’de sadece belli sayıda kullanıcısı olan bu sitenin, şimdilerde sadece Türkiye’de 10 milyondan fazla aktif kullanıcısı bulunmakta. Üstelik bu kullanıcılar yalnızca video izlemek için değil, kendi oluşturdukları kanallarda kendi çektikleri videoları paylaşmak için Youtube’ı kullanmaktalar. Önceleri kişisel ilgi ve hobiden kaynaklanan kullanım, milyonlarca takipçi kazanan “Youtuber”lar için (Bu sitede video yayınlayanlara verilen isim) artık bir meslek alanı halini almış durumda. İsmi geçen sitenin güncellenen reklam politikalarıyla Youtuber’lara verdiği destek sayesinde henüz yaşları 18’e gelmemiş gençler kendi odalarında tabiri caizse oturdukları yerden aylık 20 bin lirayı bulabilen kazançlar elde etmektedirler. Kendi şirketlerini kurup büyük reklam ajanslarıyla çalışmaya dahi başlamış durumdalar. Öte yandan geleneksel yollarla seslerini duyuramayacağını bilen gençler bu ortamda paylaştıkları şarkılarıyla var olan birçok sanatçıdan daha çok dinlenme imkanı bularak bir anda şöhret olabilmektedirler. Bu durumu gören diğer gençler de kendi dar imkanlarıyla bu kadar büyük kitlelere ulaşıp büyük işler başaran öncüllerini örnek alarak bu mecrada gittikçe daha fazla kendilerini göstermekteler.

Ciddi bir dönüşümü ifade eden bu durum bence eğitimciler ve sosyologlar tarafından henüz ciddi bir şekilde ele alınmamakta. Gençler için birçok avantaj ve riskleri içerisinde barındıran bu gelişimin eğitime, sosyal ilişkilere, gelecek planlarına ve yaşam tarzlarına etkileri ciddi şekilde saptanıp geleceğe dair yatırımlar ve planlamalar bu yönde yapılmalı diye düşünüyorum. Gençleri kötü yola sürükleyen bir öcü gibi yaklaşmak yerine büyüklerin bu ve ileride bunun gibi çıkacak yeni mecralara -gençleri kaybetmek istemiyorlarsa- daha farklı bir gözle bakmaları gerekmekte. Çocuklarını sosyal medyada ünlü yapıp bir kazanç kapısı haline getiren birtakım kimseleri hariç tutarak, kendiliğinden bu sosyal mecralara yönelip sesini duyurmaya çalışan gençlere ailelerin ve büyüklerin gerekli desteği vermesi gerektiğinden bahsediyorum.

Gelecekte tüm okullarını bitirmiş, üniversitesinden mezun olmuş, askerliğini yapmış sonra da güzel bir meslek sahibi olmuş bir gençlik yapısı beklemiyor bizleri. Elbette bunlar da var olacaktır, lakin doktor, öğretmen veya mühendis gibi saygın meslekler dışında gençler için başka olanaklar ve başka dünyaların kapıları açılıyor. Büyüklerin esas olarak bunları görüp buna göre konumlanmaları önem arz ediyor. Günümüzde bu teknolojik dönüşüme ayak uyduramayan koca koca şirketler dahi önemini kaybetmeye başladı. Öyle ki şu anda dünyanın en büyük şirketleri; Youtube’ın da sahibi olan Google, Apple ve Facebook gibi teknoloji şirketleri. Bu durum dünyanın gittiği yer hakkında bize ciddi bilgiler veriyor.

Büyüklere ettiğimiz kadar gençlere de birkaç cümle etmek gerekiyor. Şahsen onların bu girişimlerine destek versem de onları bekleyen tehlikelerin de farkında olmaları ve bütün hayatlarını Youtube gibi sosyal mecralara bağlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Daha popüler olmak adına, daha çok kazanmak adına bir çıkar kavgasına girişmenin, agresifleşmenin, gerçek dünyadan kopmalarının ve henüz bu gelişimi takip edemeyip kendilerini anlamayan büyüklerini kırmalarının kendilerine uzun vadede zarar vereceğini unutmamalılar.

 


İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

TDK Neden Yeni Kelimeler Önerdi?

Gerçekten Yalnız Mıyız?

Abdullah İkiz

Abdullah İkiz

1993 baharında evimin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Sıradan bir hayat sürerken, benim için dönüm noktası İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni kazanmak oldu. Çok keyifli 5 senenin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yerleştim. Bu sayede hem Almanca hem de İngilizce öğrendim. Üniversite 3. sınıfa başlamadan önce Erasmus programı ile Almanya’nın Aachen kentine gittim. Bir sene boyunca Aachen Teknik Üniversitesi’nde (RWTH) bölümüm ile ilgili dersler aldım. Şu an ise İTÜ Makina Mühendisliği Bölümü’nde mezuniyetim için gün saymaktayım.
Abdullah İkiz

Latest posts by Abdullah İkiz (see all)