Eğer bugün ve yakın gelecek için askeri çevrelerin uykusunu kaçıran bir kelime söyleyin deseydiniz, “hipersonik” derdim. Peki birçok alanda dengeleri değiştirme kapasitesine sahip olan bu kavram gerçekte ne anlam ifade ediyor? İşte cevabı:

Ses Hızı

Hipersonik kavramını anlayabilmek için öncelikle ses hızının ne olduğunu bilmek gerekiyor. Standart koşullarda sesin yayılma hızı olarak tanımlayabileceğimiz ses hızı yaklaşık olarak 340 m/s’dir. Başka bir ifade ile 1224 km/saat. Normal bir araç maksimum 200 km/saat mertebelerinde hıza ulaşırken yolcu uçakları ise havada 800-1000 km/saat hızlarda seyrederler. Supersonik, hipersonik gibi kavramlar da bu ses hızı referans alarak oluşturulmuş kavramlardır. Bu kavramlar ses hızından daha yüksek hızları ifade etmek için kullanılır.

Ses hızından 1 ila 5 kata kadar daha yüksek hızlara süpersonik denirken, ses hızından 5 kat daha yüksek hızlara (6120 km/saat ve üstü) ise hipersonik hız denir. Buradan da anlaşılacağı üzere hipersonik uçuş da hipersonik hıza ulaşabilen uçuş anlamına geliyor.

Kabaca bir tabirle bu, İstanbul’dan kalkan hipersonik bir uçağın 2 saatten kısa bir sürede Amerika’ya varması demek (normalde 14 buçuk saat sürer). Ya da bütün dünyanın çevresinde 6,5 saatte tam bir tur atabilmek.



Neredeyse ışınlanmadan bir önceki evre!

Yukarıdaki hesap minimum hipersonik hız içindir. Daha yüksek hızlara çıkılabileceği de düşünülürse dakikalar içinde kilometrelerce mesafeyi gidip gelmek mümkün hale gelecektir. İşte tüm dengeleri de değiştirecek noktası burası olsa gerek. Işınlanmayı yalnızca bilim kurgu filmlerinde gerçek olmaktan çıkaracak bir teknoloji olan hipersonik uçuş, şu anda Amerika, Çin, Rusya, Almanya, İngiltere, Hindistan, Avustralya ve hatta Endonezya gibi önde gelen ülkelerin üzerinde yoğun olarak çalıştığı bir konu.

Tabi bu ülkelerden Amerika, Rusya ve Çin bu konudaki gelişmeleri askeri kaygılarla da izlemektedirler, zira bu hızlara ulaşabilen bir savaş uçağı ya da füze tüm savunma sistemlerini atlatarak saniyeler içinde dünyanın bir ucundan diğer ucundaki hedefini imha edebilir. Çünkü savunma sistemleri şu an maksimum süpersonik hızlara ancak cevap verebilir durumda. Bu nedenle ilk olarak bu hızlara kimin ulaşacağı adı sayılan ülkeler tarafından merakla ve endişeyle takip edilen bir konu.

Hipersonik Uçuş Mümkün Mü?

Tabi bu hızlara ulaşabilmek o kadar da kolay değil. Bu konudaki çalışmaların daha çok yeni olmasının yanında bu hızlara çıkan uçuşların mümkün olabilmesi için birtakım yeni teknolojik devrimlerin gerçekleşmesi gerekli.

Bu noktada uzaya fırlatılan roketleri ayrı tuttuğumuzu belirtmek gerekli. Zira henüz geçenlerde Elon Mask tarafından uzaya fırlatılan Falcon Heavy’de görüldüğü üzere uzay boşluğunda roket 40.000 km/saat hıza ulaşarak hipersonik hızların da çok çok üstüne ultrasonik hızlara çıkabildi. Hipersonik uçuştan kasdettiğimiz dünya atmosferi içerisinde gerçekleşen ve bir ileri seviyede içerisinde yolcu taşınabilen bir uçuştur.

Zorluklar

Bu kadar yüksek bir hızda atmosferdeki havanın yaratacağı inanılmaz büyüklükteki sürtünme nedeniyle normal bir malzemenin eriyip yok olacağı kadar bir yüksek sıcaklık ortaya çıkabilir. Her şeyden önce çok yüksek sıcaklıklara dayanabilecek güçlü malzemeler üretilmeli. Öte taraftan ses hızını biraz aşabilen günümüz jet uçakları bu hıza çıktıklarında büyük ses patlamaları meydana gelmekte. Hipersonik uçuşlarda meydana gelebilecek etkileri düşünüldüğünde bunların nasıl üstesinden gelinebileceği henüz bilinmezliğini koruyor.

İçerisinde yolcu taşıyabilmesinin mümkün olabilmesi için ise son derece hızlı olan bu uçuş sırasında insan bedenine gelecek kuvvetlerin normal bir uçuştaki seviyelere getirilebilmeli. Jet uçaklarında pilotlara gelen kuvvetlerin büyüklüğü bile düşünüldüğünde hipersonik uçuş gerçek olsa dahi yolcu taşıyabilecek duruma gelmesi de bir hayli zaman alacaktır.

Bu ve buna benzer birçok teknik sorunu içerisinde barındıran hipersonik uçuş ne kadar zor görünse de hayatımıza girmesi çok uzak bir tarih olmayacak gibi. Büyük uçak firmaları ve silah şirketleri bu konularda projelerini başlattılar bile. Bundan üç beş sene önce dahi mümkün olmayan teknolojilerin günümüzde neredeyse eskimeye yüz tuttuğu göz önünde bulundurulursa teknolojik gelişmelerin ne kadar da hızlı ilerlediği anlaşılabilir.

Tehdit Mi, Fırsat Mı?

Hipersonik uçuşların hedefini ikiye ayırmak mümkün. Bir askeri amaçlı hipersonik uçuşlar, yani üretilecek silahlar, füzeler, savaş uçakları… Bir de sivil havacılık alanındaki uygulamaları. Aynı nükleer teknolojide olduğu gibi! Nükleer teknoloji bir yandan neredeyse sınırsız bir enerji kaynağı olarak insanlık yararına kullanılabildiği gibi öte yandan silah olarak kullandığında dehşet verici etkilere sebep olabilir. Hipersonik uçuşun nükleer teknolojisine bir benzerliği de gerçekleştirildiğinde yapacağı devrim niteliğindeki değişiklik olsa gerek. Bu teknolojiye ilk sahip olan ülkeler şüphesiz dünyanın yeni hükümdarları olacaklardır.

Buradan hareketle henüz havacılık ve uzay sanayisini yeni yeni oluşturma evresindeki Türkiye’nin -bazı konularda yolun çok başında da olsa- bu konudaki gelişmeleri ıskalamamak adına bu alanda da çalışmalara başlaması gerekir. Bu imkansız değil, benzer örneği silahlı insansız hava araçlarının üretiminde gördük. İnsansız hava araçları havacılıkta teknolojik bir kırılmaydı ve Türkiye tarihteki diğer kırılmalara karşın bu seferkini kaçırmadı ve bu alanda dünyada başarılı olabilen 5-6 ülkeden biri haline gelebildi.

Türkiye, hipersonik uçuşlar ve havacılığın evrileceği bu alanda da diğer tüm ülkeler gibi çalışmalara başlamalı, gelecek nesiller için belki de yeni bir dünyanın oluşumuna neden olacak bu teknolojiden gereken payı almalı.

Kaynak: https://newatlas.com/hypersonic-flight/50801/

Abdullah İkiz

Abdullah İkiz

1993 baharında evimin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Sıradan bir hayat sürerken, benim için dönüm noktası İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni kazanmak oldu. Çok keyifli 5 senenin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yerleştim. Bu sayede hem Almanca hem de İngilizce öğrendim. Üniversite 3. sınıfa başlamadan önce Erasmus programı ile Almanya’nın Aachen kentine gittim. Bir sene boyunca Aachen Teknik Üniversitesi’nde (RWTH) bölümüm ile ilgili dersler aldım. Şu an ise İTÜ Makina Mühendisliği Bölümü’nde mezuniyetim için gün saymaktayım.
Abdullah İkiz

Latest posts by Abdullah İkiz (see all)