Mevsim kış. Puslu havalar insanın içini de puslandırıyor sanki. Arada gözyaşına dönüşüyor puslar yağmurla. Tıpkı içimizin dolup dolup ansızın patladığı gibi. Yorgun yüzler, sanki bir şeyler olsa da mutluluk gelse yorgunluk bitse bakışlarıyla karşımızda, her yerde. Otobüste, tramvayda, metroda, köşe başında.

Zamanın hızına yetişen var mı? O kadar çok yapacak şey varken, içinizden sadece, köşenize çekilip, koltuğunuza yaslanıp, elinde bir bardak çay, kahve ile derin bir nefes almaya, derinlere dalmaya ihtiyacı olan? Ya da salaş bir mekânda, yanında olmaktan huzur duyduğunuz bir dostla ağzınız yorulana kadar sohbet etmeye doyamayan?



Çevrenize uzak değil yakın çevrenize bir göz atın bakalım. Kaç insan var birlikte vakit geçirmekten mutlu olduğunuz? Bazen beden olarak var olanların aslında hiç olmadığı, bazense bedenen hiç yokken yanınızda hep var gibi olan? Hangi tarafın sayısı fazla? Sevdiğiniz insanlara ne kadar sahip çıkıyorsunuz? İnsan kazanmanın ne kadar zor, kaybetmenin de birkaç kelimeyle başarılabileceği günümüzde kaybetme korkusunu yaşıyor musunuz yüreğinizde?  Ağzımızdan düşüncesizce çıkan cümlelerin hedefini yıkıp, döküp geçebileceğini ve telafisinin ne kadar da zor olduğunun yeterince farkında olabiliyor musunuz? Birkaç dakika egomuzu rahatlatmak uğruna varlığı sizin için büyük bir şans olan arkadaşınız, dostunuz her neyse sizin için anlamı, kaybetmeyi göze alabiliyor musunuz?

Ne kadar da negatif cümleler olsa da maalesef hepimiz karşı karşıya kalıyoruz günlük hayatımızda bu tür durumlarla. 2018 yılı için ne güzel dilekler aldınız, duydunuz, söylediniz eminim. Benim ki de bunlar olsun; varlığıyla sizi mutlu eden insanları kolayca kaybetmeyin, harcamayın, hayatınızdan yok etmeyin. Olduysa da yeniden kazanmak için uğraşın, vakit çok geç olmadan. Neden mi? Bir insan bin değer ne de olsa…

 


İlginizi çekebilecek diğer  yazılar:

İletişimde Miyiz?

Minik Dünyalar

Ev ile İş Arasında Sıkışanlara Tavsiyeler