Doğu Karadeniz’imizin en güzel şehirlerinden olan Rize, Koloni, Pontos, Selçuklu, hakimiyetlerinden sonra, 1470 yılında Türk egemenliği altına girmiş. Cumhuriyetin ilanının ardından 1924 yılında vilayet olmuş ve 12 ilçeli bir il halini almıştır.

Rize, doğal güzellikleri, masmavi gölleri, alabildiğince yeşil ormanları ile insanın içini ferahlatan bir doğaya sahiptir. Güney rotasında çıkışı olan Kaçkar Sıradağlarını her yıl yazın Ağustos ve Eylül, kışın ise Şubat ve Mart aylarında binlerce dağcı ziyaret etmektedir. Dağcılar zirvelerini kuzeye yaptıklarında ise dönüşte Ayder Yaylası’nın o muhteşem kaplıcalarına uğrayarak güzel vakit geçirmektedirler.


Rize denilince ilk olarak yayaları akla gelmektedir. Bunların içinde en çok ziyaret edilenler Ayder Yaylası, Verçenik Yaylası ve Trovit Yaylasıdır. Kamp kurarak doğanın içerisinde güzel vakit geçirebileceğiniz yaylalar arasında, pansiyona ve lokantalara sahip olan tek bölge Ayder Yaylasıdır.

Eğer yaz mevsiminde Rize’yi ziyaret etmek isterseniz, doğa güzellikleri dışında sizleri birçok sürpriz beklemektedir. Valilik tarafından her yıl 24, 25, 26 Ağustos tarihlerinde Rize’ye katkı sağlamak ve halkın kendi kültürlerine sahip çıkmaları açısından, dünyadaki tüm hemşerilerinin de davet edildiği şenlikler ve kutlamalar yapılmaktadır. Bunun dışında bütün yaz boyunca Çayeli Festivali, Anzer Balı ve yayla şenlikleri vb. gibi birçok festival ve etkinlikle karşılaşmanız mümkün olacaktır. Sadece doğa güzellikleri ile değil tarihi yapıtları, kaleleri ve müzeleri ile de hayranlık uyandıracak bu güzel şehirde, Zilkale, Ayder Kaplıcaları, Etnografya Müzesi ve Andon İçmeleri görülmeye değer yerlerden sadece birkaçı.

Tabi ki bu kadar doğayı ve tarihi yerleri gezdikten sonra Karadeniz mutfağını tatmadan ayrılmak olmaz. Önerebileceğim yemekler arasında; muhlama, hamsili pilav, karalahana dolması, turşu kavurma, hamsi kuşu aklıma gelenlerden yalnızca birkaç tanesi. Bu yemeklerden en az bir tanesinin damak tadınıza uygun olacağını düşünüyorum. Özellikle Hemşin bölgesinde peynirin tereyağında eritilmesiyle yapılan ve sıcak bir yemek olan muhlama, mısır ekmeği ile doyumsuz bir tat bırakmaktadır damaklarda.

Rize’den bu kadar söz etmişken yörenin insanlarının misafirperverliğinden, yardımseverliğinden ve esprili hallerinden bahsetmemek olmaz. Belki havasından belki de suyundan Türkiye’nin fıkralarına konu olmuş bu muhteşem insanlarla bir çay bahçesinde saatlerce sohbet etmek sizleri asla sıkmayacaktır.

Karadeniz’in incisi olarak nitelendirdiğim Rize ile ilgili izlenimlerimi paylaşmaya çalıştım. Umarım bu güzel ilimizi ziyaret etme şansınız olur ve yüzünüzdeki gülümseme hiç eksik olmaz.


İlginizi çekebilecek diğer yazılar: 

Medeniyetler Şehri KONYA

Güney Afrika’da Bir Cennet: Cape Town

Şule Aydın Ketenci

14.02.1978 Çorum doğumluyum. İlk-orta-liseyi Bakırköy ‘de okudum, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden sonra Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi yüksek lisans yaptım.
Eğitimime yine Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi doktorası ile devam etmekteyim. 2011-2016 arası görevi gereği Basel ve Zürih’te çalıştım, halen bir havayolu firmasında muhasebe yöneticiliği yapmakta olup, evli ve Can adında bir çocuk annesiyim.
Şule Aydın Ketenci

Latest posts by Şule Aydın Ketenci (see all)