744. vuslat yıl dönümü etkinliklerine hazırlanıyor. 

Konya denilince akla hiç şüphesiz ilk önce Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi geliyor. Konya’yı ilk kez şirketim tarafından bir seminer sunumu için gönderildiğim zaman görmüştüm. Tabii benim de hemen aklıma gelen Hz. Mevlâna olmuştu. Görevli gitmemden dolayı yol boyunca dilediğim tek şey, seminerden sonra Hz. Mevlana’yı ziyaret etmeme vakit kalmasıydı. Ne mutlu ki hem o gün ziyarete vaktim oldu hem de daha sonra birçok kez Konya’ya gitmek nasip oldu.

Yazımıza bu şekilde başlamışken isterseniz Konya gezimize Mevlâna Celaleddin-i Rumi hazretlerini tanımakla başlayalım. Hayatını ve yaşadıklarını “hamdım, yandım, piştim” sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında doğmuş ve 17 Aralık 1273 yılında vefat etmiştir. Hayatı boyunca insanlık, sevgi ve dostluk üzerine mesajlar vermiş tüm insanlığa bu doğrultuda çağrılar yapmıştır.



Hz. Mevlana’nın insanlığa ve dostluğa yol gösterici en önemli seslenişi,

“Gel! Ne olursan ol, yine gel
İster kâfir ol, ister ateşe tap, ister puta.
İster yüz kez kere tövbe etmiş ol,
İster yüz kere bozmuş ol tövbeni…
Bizim kapımız umutsuzluk kapısı değil, nasılsan öyle gel.”

dizeleri ile olmuştur. İşte onun bu evrensel çağrısı 2007 yılında UNESCO tarafından 24 ülkenin katıldığı anma törenleri ile dünyaya yayılmış ve bu uluslararası kuruluş o yılı Dünya Mevlâna yılı ilan etmişti.

Hz. Mevlana’nın kıtalararası tanınmasına şüphesiz dünyaca ünlü bir fikir adamı olması ve bu büyük düşünürün dil, din, ırk ayrımı yapmadan insanlığa çağrısının ve yol gösterici sözlerinin de etkili olduğunu düşünmekteyim.

Hz. Mevlâna bu sene 744. Sene-i devriyesi sebebiyle 11-17 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek çeşitli etkinliklerle anılacaktır. Vuslat günü manasına gelen Şeb-i Aruz anma törenlerine tüm dünyadan davetliler katılmaktadır.

Eğer Konya’ya yolunuz aralık ayında düşerse Şeb-i Aruz törenlerini mutlaka izleyin. O eşsiz ney sesi ve semazenlerin muhteşem gösterileri uzun süre hafızalardan silinmiyor. Zaten ney sesinin insanı dinlendirici ve rahatlatıcı bir özelliğe sahip olduğu defalarca kanıtlanmıştır.

Yok eğer başka bir zaman Konya’ya gelirseniz, şehir merkezinde Mevlâna müzesini gezebilir ve Hz. Mevlana’nın kabrini ziyaret edebilirsiniz.

Hz. Mevlâna türbesi ve etkinlikleri dışında, Konya’dan görmeden dönmeyin diyeceğim yerler arasında Karatay müzesi (medresesi) yer almaktadır. Bu müzede Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait çini eserler sergilenmektedir. Bunun dışında Sırçalı Medrese, Alâeddin Camii gibi tarihi eserlerin yanında çeşitli hanları, hamamları, camileri ve manastırları da gezebilirsiniz.

Tabii bir de eşsiz güzellikteki Beyşehir gölü ve termal kaplıcaları ziyarete değecek yerler arasındaki yerini almaktadır.

Konya doğal güzellikleri ve sahip olduğu tarihi mekanları bakımından oldukça zengin bir şehirdir. Siz şehri gezerken kentin coğrafi yapısının müsait olmasından dolayı halkın çoğunun kenti bisikletle gezdiğini göreceksiniz. Bu arada unutmadan söyleyeyim Konya’nın meşhur etli ekmeğini de yemeden dönmeyin.

Dünya’nın hayran kaldığı, bu güzel medeniyetler şehrinde güzel vakit geçirmeniz dileğiyle…

Şule Aydın Ketenci

Şule Aydın Ketenci

14.02.1978 Çorum doğumluyum. İlk-orta-liseyi Bakırköy ‘de okudum, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden sonra Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi yüksek lisans yaptım.
Eğitimime yine Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi doktorası ile devam etmekteyim. 2011-2016 arası görevi gereği Basel ve Zürih’te çalıştım, halen bir havayolu firmasında muhasebe yöneticiliği yapmakta olup, evli ve Can adında bir çocuk annesiyim.
Şule Aydın Ketenci

Latest posts by Şule Aydın Ketenci (see all)