Hayatımızda ikilemler arasında kaldığımız zamanlar vardır. İki karar arasında, iki duygu arasında, iki sevgi arasında, hatta iki şehir arasında. Gitmekle kalmak arasında… En zor olandır belki de gitmekle kalmak arasında olan. İçinizden geleni yapamazsınız, bunalırsınız, çıkmazda hissedersiniz, gitmenin mi kalmanın mı doğru olduğunda bir türlü netleşemezsiniz. Kalacağınız yerde öyle biri vardır ki yüzünü bir ömür görmek istemeyeceğiniz, sizi siz etmekten çıkarmıştır. Dünyada cehennemi yaşatmaya meyilli biridir. İnsani vasıfları var diye ümit etmişsinizdir ilk başta. Şans vermişsinizdir herkese olduğu gibi. Belki başkalarının ön yargılarına rağmen siz sıfırdan başlamışınızdır iletişiminize.

Zaman geçer, cehennemlik tavırların ardı arkası kesilmez hatta giderek artar. Sorar soruşturursunuz çevrenize. Fikir alışverişleri yaparsınız. Uykusuz gecelerin sayısını takip edemezsiniz.  Nihayet gitmenin en doğrusu olacağına inanarak noktalarsınız kararınızı. Siz de çekip gidersiniz tüm kahırlarınızla. Belki kaçtığınızın ruhu duymamıştır bile. Sizin yangınlarınıza rağmen, içi cız bile etmemiştir kaçtığınızın.  Ya da size öyle geliyordur. Ruhsuz, duygusuz ya.

Zaman geçer gittiğiniz yere de ufaktan alışırsınız belki. Yollarına, caddelerine, esnafına, çalışanına.  Siz gidersiniz en doğru karar olduğunu düşünerek. Siz gidersiniz gitmesine lakin yakanızı bırakmayacak ya kaçtıklarınız, bulur sizi bir yerlerde, yakanızı bırakmayacak şeyler, kişiler. Hatta burnunuzun dibine sokulur. Kaçmak istersiniz de, yaşanacaksa yaşanılması gerekenler, sen istediğin kadar kaç, kaçtığın da kovalamaya kararlıdır vesselam.

 


İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Annem: Gözyaşlarını Tutamazcasına

Hayat

Anne Baba Duy Sesimi

Eksik

Biriktirdiklerimiz

Yürek